Pırlantalar Hakkında

Pırlantalar Hakkında

Pırlantaların inanılmaz fiziksel ve kimyasal özellikleri aslında bu minerali diğerlerinden çok daha farklı ve üstün yapan özellikleridir. Mücevher sektöründeki yeri ve önemi tartışılmazken, endüstriyel alanlardaki aplikasyonları da göz ardı edilemez. Tıp, inşaat sektörü ve elektronik cihazlarda kullanım avantajları pırlantanın hem mücevher kalitesinde hem de endüstriyel kalitede olanlarına talebin her zaman yüksek olmasına neden olmuştur..

Doğal pırlantalar

Doğal pırlantalar jeolojik süreçlerden geçerek oluşurlar. Kristalleşmeleri çok yüksek ısı ve basınç koşullarında gerçekleşir. Bu koşullar da yeryüzünün yüzlerce kilometre altında mevcuttur. Mücevher kalitesinde bir çok pırlantanın yaşının en az bir milyar olduğu bilinmektedir. Bu da nadirlikleriyle birlikte en önemli özelliklerinden biridir. Bir madende 1 ct'tan büyük bir pırlanta bulmak için yaklaşık 100 ton kayaç işlemden geçirilmelidir. Hayranlık duyduğumuz bu saf doğa harikalarının tadını çıkarmak zaman ve çaba ister.

Elmas tipleri

Kristal yapısı tamamen karbondan oluşan pırlantalar genellikle renksizdirler. İşin gerçeği ise; pırlantaların neredeyse tamamında karbon dışında başka elementlere veya yapısal kusurlara da rastlanır. Bunlara taşın renginden sorumlu oldukları için "renk merkezleri" denir. Pırlantalardaki yaygın atomik safsızlık sebebi nitrojendir. Bu atomun varlığı pırlantaların farklı gruplara ayrılma nedenidir. Pırlantalar iki farklı ana sınıfa ayrılırlar; Tip I Pırlantalar Kristal yapılarında nitrojen barındırırlarken, Tip II pırlantalarda nitrojen bulunmaz.

Laboratuvar yapımı pırlantalar

Laboratuvarda üretilen bir pırlanta insan yapımıdır, ancak kimyasal bileşimi, kırılma indeksi ve 4C de dahil olmak üzere doğal bir pırlanta ile aynı optik ve fiziksel özelliklere sahiptir. Tek fark, kökenleridir: Biri yer üstünde büyür, diğeri yerden çıkarılır. Laboratuvarda üretilen pırlantalar iki yöntemle üretilebilir. Biri, HPHT, yüksek basınç ve yüksek sıcaklık altında; diğeri ise CVD, kimyasal buhar biriktirimi şeklinde yapılır.

İşlem görmüş pırlantalar

General Elektrik (GE) 90’lı yıllarda HPHT (yüksek basınç yüksek sıcaklık) denilen bir renk iyileştirme tekniği geliştirmeyi başardı. Burada temel amaç, düşük kaliteli kabul edilen, açık kahverengi pırlantaların rengini iyileştirmekti. Bu yöntemle pırlantalar 2100°C’ ye kadar ısıtılırken, yüksek basınç altında oksijensiz ortamda grafite dönüşmesi engellenebiliyordu. Bazı pırlantalardaki (tip IIa dahil) kahverengi rengin sebebi kafes yapısındaki kusurlar veya plastik deformasyonlardır. Bu yöntemle pırlantaların kristal yapısı da değişikliğe uğradığı için, istenmeyen rengin nedenleri de ortadan kaldırılmış olunur.

Bütün bu işlemler sadece birkaç dakika içinde tamamlanmaktadır, fakat taşın mat, aşınmış yüzeylerine parlaklığını kazandırmak için taşın daha sonradan kesim işlemine gitmesi gerekmektedir. Bu iyileştirme işleminin sonucu aslında pırlantanın tipi ve iç özellikleriyle ilişkilidir. Bugün daha da ilerlemiş olan bu teknik imkanlarla artık kahverengi, gri veya açık sarı renkli taşları, daha cazip kabul edilen, yoğun sarı, yeşilimsi – sarı, pembe, mavi veya renksiz hale getirmek mümkün olmaktadır.

Fantezi renkli pırlantalar

Pırlantalar her renkte oluşabilir. Eğer bir pırlanta tabla kısmından bakıldığında, açık sarı ya da açık kahverengi dışında başka renk gösteriyorsa, bu pırlantalar ‘Fantezi Renk’ kategorisine girer. Fantezi renk pırlantaların çoğu, özellikle kırmızı, yeşil ve mavi renkte olanlar çok nadirdir.

Fantezi renk pırlantaların derecelendirmesi karmaşık bir süreçtir, temelde rengin yoğunluğu ve dağılımına bakarak değer verilir. Tabii ki, kesim, berraklık ve karat ağırlığı açısından da derecelendirme yapılır. Uzman gemologlarımız Doğal Pırlanta Renk Derecelendirme Raporu vermek için her taşı titizlikle analiz ederler.